On bir adayla BAFTA ödüllerinin en dikkat çekici adayları arasında yer alan 'Marty Supreme', Londra'daki törende elinde bir ödül olmadan sahnenin dışına döndü. Gişelerde büyük bir seyirci ile buluşan film, yarışta rakip olmayan adaylar arasına girerken, yaratıcılık ve yorumun bir araya geldiği kariyerin dönüm noktası sayılan Timothée Chalamet performansı da ödüle yetmedi.
Josh Safdie'nin yönettiği bu film, aday olma başarısıyla dikkat çekti. En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu başta olmak üzere toplam 11 kategoride ter döken yapım, endüstria çalkalanırken büyük beklentileri alt üst etti. BAFTA ödüllerinin geçmişi, benzer adaylıkların ödüle dönüşmesiyle öne çıkarken, bu kez jüri kararları beklenmedik bir soyutluk yakaladı.
Chalamet'in kariyerinin en yarattığı performanslarından biri olarak öne çıkarılan filmin başarısı, gişe gelirleriyle daha net belli oldu. Birçok film eleştirmeni, yapımın hem sanat hem kitle çekiciliği açısından endüstrinin gündemine oturduğunu belirtirken, ödül alamaması tartışmalara da yol açtı. Safdie'nin yönetmenlik hattında yarattığı sinematik deneysellik, jüri üyelerinin not defterlerinde ise farklı bir perspektifle okundu.
BAFTA ödüllerinin bu yarışta adaylıkla ödülleri birbirinden ayıran kriterleri, sanat tarihinde tekrar konuşulacak olgular yarattı. Film endüstrisinde aday olmanın ödüle dönüşebilme potansiyeli, 'Marty Supreme'un durumuyla birlikte yeniden sorgulanmaya başladı. Timothée Chalamet için bu çare, gelecek projelerinde dönüştürülebilir mi? Soruların cevabı, safdirenin koltuğunda oturdukları sahnelerde çözülmeye meyillendi.