Ortadoğu'da Alarm Zilleri Çalıyor: Dünya Devletleri Vatandaşlarına İsrail ve İran'dan Ayrılma Çağrısı Yapıyor

Ortadoğu'da Alarm Zilleri Çalıyor: Dünya Devletleri Vatandaşlarına İsrail ve İran'dan Ayrılma Çağrısı Yapıyor

Ortadoğu, bir kez daha küresel gündemin ana maddesi haline geldi. Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yükselişi, dünya genelindeki devletleri harekete geçirdi; birçok ülke, bölgedeki vatandaşlarını güvenlik endişeleriyle İsrail ve İran'dan ayrılmaya çağırdı. Bu çağrılar, bölgedeki hassas dengelerin ne denli kırılgan olduğunu ve olası bir çatışma riskinin kapıda olduğunu net bir biçimde gösteriyor.

Uluslararası tedirginlik, ilk olarak Avustralya'dan gelen uyarıyla somutlaştı. Avustralya hükümeti, Ortadoğu'daki güvenlik kaygılarının artması üzerine, İsrail ve Lübnan'da görevli diplomatlarının aile üyelerine derhal ülkeyi terk etme talimatı verdi. Aynı zamanda, bu ülkelerde bulunan tüm vatandaşlarına ticari uçuşlar devam ederken bölgeden ayrılmaları yönünde acil çağrıda bulunuldu. Kısa bir süre sonra, Çin de benzer bir adımla İsrail'deki vatandaşları için güvenlik uyarısı yayınlayarak artan risklere dikkat çekti.

Amerika Birleşik Devletleri de, İran ile İsrail arasındaki tansiyonun yükselmesiyle birlikte, kendi vatandaşlarının güvenliği konusunda kritik bir adım attı. ABD'nin İsrail Büyükelçiliği, “oluşan güvenlik riskleri” gerekçesiyle, kritik görevlerde bulunmayan personel ile onların aile üyelerinin ülkeyi terk etmesine onay verdi. New York Times'ın aktardığına göre, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, elçilik çalışanlarına gönderdiği e-postada, ayrılmak isteyenlerin “bir an önce harekete geçmeleri” gerektiğini vurguladı.

Bu gelişmelerin ardından, Avrupa başkentlerinden de benzer uyarılar birbirini izledi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, “bölgesel gerilimin artma riskleri” nedeniyle vatandaşlarına İsrail ve Filistin'e “zorunlu olmadıkça” seyahat etmemelerini tavsiye etti. Bakanlık, ayrıca Tel Aviv'deki bazı personel ve ailelerinin geçici olarak İsrail içinde başka bir noktaya nakledildiğini duyurdu. Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgesel gelişmeler ve hava sahasının kapanma ihtimalini göz önünde bulundurarak vatandaşlarına İsrail'e gitmekten kaçınmaları gerektiğini bildirdi.

Almanya Dışişleri Bakanlığı ise uyarısını daha da genişleterek, vatandaşlarının İsrail ve Doğu Kudüs'e seyahatten kaçınmalarını istedi ve Tel Aviv'in “resmi olarak hâlâ savaş halinde” olduğunu hatırlattı. Açıklamada, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'ya seyahatten “şiddetle kaçınılması” gerektiği belirtilirken, bu bölgelerde bulunan Alman vatandaşlarına da mümkünse bölgeden ayrılmaları yönünde çağrı yapıldı.

İsrail'e yönelik endişeler sürerken, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin tırmanışı, birçok ülkeyi İran'daki vatandaşları için de benzer uyarılarda bulunmaya sevk etti. Bölgedeki tansiyonun artması ve ABD'nin Tahran'a olası bir askeri müdahalesi ihtimali, Güney Kore'yi ilk harekete geçirenlerden biri oldu. Yonhap haber ajansının bildirdiğine göre, Güney Kore'nin Tahran Büyükelçiliği, vatandaşlarına “İran'ı terk etmeleri” tavsiyesinde bulundu. Güney Kore'nin ardından Hindistan ve Çin de, artan güvenlik riskleri ve İran genelindeki gösteriler nedeniyle vatandaşlarından ülkeyi mevcut tüm ulaşım araçlarıyla terk etmelerini istedi.

Avrupa ülkeleri de İran konusunda benzer bir duruş sergiledi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, İran'a yönelik seyahat uyarısını sürdürdüğünü ve güvenlik durumunu gerekçe göstererek diplomatik personelinin bir kısmını geçici olarak geri çektiğini açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı, İran'da bulunan Fransız vatandaşlarına azami dikkat göstermeleri ve bireysel veya toplu sığınma yerlerini belirlemeleri çağrısı yaptı. İsveç ise vatandaşlarına İran'ı “acilen terk etmeleri” yönünde kesin bir çağrıda bulundu.

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, bakanlığın İran'a seyahat edilmemesi yönündeki tavsiyesine uyulması gerektiğini vurguladı. Stenergard, İran'da bulunan İsveç vatandaşlarına bir kez daha güçlü bir çağrı yaparak, “İsveçliler fırsat varken İran'ı terk etmeli ve beklememeli” dedi. Bakan, İran'da kalmayı seçenlerin “büyük bir kişisel sorumluluk” üstlendiğini belirterek, bu noktada Dışişleri Bakanlığı'nın olası bir tahliyeye yardımcı olamayacağının altını çizdi. Bu ifadeler, durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.

İtalya Dışişleri Bakanlığı da İran'daki İtalyan vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri yönündeki çağrısını yineleyerek dikkatli olmalarını istedi; İsrail'deki vatandaşlarına ise ihtiyatlı ve teyakkuzda kalmalarını öğütledi. Polonya Dışişleri Bakanlığı'ndan gelen açıklama ise farklı bir boyutu işaret etti. Bakanlık, İran'daki gelişmeler nedeniyle vatandaşlarına Lübnan'ı “derhal” terk etmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada, “Hava yoluyla dönüş zor veya hatta imkansız olabilir” uyarısı, bölgedeki durumun domino etkisi yaratabileceğine işaret etti.

Bu geniş çaplı çağrılara ek olarak, Kazakistan Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki artan gerginlik nedeniyle İran'da bulunan vatandaşlarına ülkeyi terk etmelerini tavsiye etti. Benzer şekilde, Brezilya, Sırbistan ve Singapur da kendi vatandaşlarından İran'ı terk etmelerini isteyerek uluslararası endişelerin küresel bir nitelik kazandığını gösterdi.