Türkiye’nin köklü sendikalarından Eğitim Sen, yükseköğretim sisteminin yapısal sorunlarına dair sert bir rapor yayımladı. Sendika, özellikle vakıf üniversitelerinde çalışan akademik personelin maaş belirsizliklerini merkeze alırken, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) 21 Temmuz 2022 tarihli düzenlemesinin mevcut karmaşayı çözmek bir yana, sorunu derinleştirdiğini savunuyor. Bu durum, eğitim emekçileri arasında ciddi bir huzursuzluk kaynağı olmaya devam ediyor.
Ukrayna’da devam eden savaşın akademik hayata yansıması ise bir başka kriz başlığı. Savaşın ortasında eğitimleri sekteye uğrayan binlerce öğrencinin geleceği belirsizliğini korurken, sendika yetkilileri yetkili mercilerden hala tatmin edici bir yol haritası göremediklerini belirtiyor. Öğrencilerin sadece akademik değil, psikolojik destek süreçlerinin de eksik kaldığına dikkat çeken Eğitim Sen, devletin bu mağduriyeti giderme konusunda sınıfta kaldığını vurguluyor.
YÖK’ün attığı adımlar ise sendikanın hedef tahtasında. Özellikle Boğaziçi Üniversitesi’nde sular durulmazken ortaya atılan 'YÖK Anadolu Projesi'nin, kronik sorunları gizlemek amacıyla kurgulanmış bir 'dikkat dağıtma' manevrası olduğu öne sürülüyor. Sendika temsilcileri, mevcut yönetim sistemini 'partili rektörler devri' olarak tanımlayarak, 39 yıllık YÖK tecrübesinin akademiyi özgürleştirmek yerine bir disiplin aracı haline dönüştüğünü ifade ediyor.
Pandemi sürecinin akademisyenler üzerinde bir 'tasfiye fırsatı'na dönüştürüldüğü iddiası da dikkat çekici. ÖYP’li araştırma görevlilerinin haklarına yönelik mahkeme kararlarının üniversitelere yansıtılma biçiminden, vakıf üniversitelerindeki keyfi atama düzenlemelerine kadar pek çok başlıkta akademik özgürlüğün erozyona uğradığı uyarısında bulunan sendika, bu gidişatın üniversiteleri bilim üreten kurumlar olmaktan uzaklaştırdığı görüşünde.