23 Ocak 1995’te kurulan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), sadece sokaklarda yükselen bir hak arayışının sesi olmadı; aynı zamanda Türkiye’nin zihinsel haritasını çıkaran bir merkez işlevi gördü. KESK bünyesinde faaliyetlerini yürüten sendikanın yıllara yayılan 'Eğitim Bilim Toplum' dergisi, bugün sadece bir yayın organı değil, memleketin dönüşümüne dair devasa bir fikir atlası olma özelliği taşıyor.
Derginin geçmiş sayılarına göz gezdirdiğinizde, karşınıza çıkan tablo oldukça kapsamlı. Yazarlar, eğitim sisteminin kronik sorunlarından iklim krizine, neoliberal ekonomi politikalarından toplumsal cinsiyet tartışmalarına kadar pek çok konuyu mercek altına alıyor. Özellikle 80 ile 90. sayılar arasındaki seçkiler, bu entelektüel derinliğin en somut kanıtı niteliğinde. Deniz Fırat ve Hasan Hüseyin Aksoy’un yükseköğretimin ticarileşmesine dair sert eleştirileri, Ebru Voyvoda’nın iklim meselesine getirdiği taze bakış açısı veya Melda Yaman’ın aile politikaları üzerinden yaptığı toplumsal analizler, bugün dahi güncelliğini koruyan birer rehber niteliğinde.
Arşivin sunduğu perspektif, dar bir sendikal çerçeveye hapsolmuyor. Erken Cumhuriyet'in ulus inşası projelerinden Çin’deki Kültür Devrimi’nin yankılarına kadar geniş bir coğrafyada ve tarihte gezinen bu yazılar, bilginin sadece okul sıralarında değil, toplumsal hafızanın tam merkezinde üretilmesi gerektiğini savunuyor. Akademik titizliği, toplumsal muhalefetin ideolojik birikimiyle harmanlayan sendika, bu sayede kriz anlarında teorik bir pusula işlevi görüyor.
Sonuç olarak Eğitim Sen’in oluşturduğu bu külliyat, tozlu raflarda unutulmaya yüz tutmuş eski bir dergi koleksiyonundan ibaret değil. Aksine, Türkiye’nin eğitim ve bilim dünyasının tutulmuş kapsamlı bir günlüğü gibi. Bugünün karmaşık sorunlarına dair köken arayışında olan her araştırmacı ve meraklı zihin için bu arşiv, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine değerini koruyor.