Günlük bir sohbetin, hatta sıradan bir öğle molasının milyonlarca yabancı tarafından izlenen bir 'içerik' haline geleceği kimin aklına gelirdi? Yapay zeka destekli akıllı gözlükler, teknoloji dünyasında büyük bir devrim olarak pazarlanırken, sokaktaki insan için gizli bir gözetleme aracına dönüştü. Özellikle kadınları hedef alan bu yeni dijital röntgencilik akımı, sadece mahremiyeti ihlal etmekle kalmıyor, mağdurların hayatını geri dönülemez bir travmaya sürüklüyor.
21 yaşındaki bir mağaza çalışanının başına gelenler, tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Hiç tanımadığı bir erkeğin saçlarıyla ilgili iltifatlarını masum bir sohbet sanan genç kadın, kısa süre sonra görüntülerini 1,3 milyon kişinin izlediği bir TikTok videosunda buldu. Üstelik kişisel iletişim bilgilerinin de ifşa edilmesiyle kabusu katlandı. 'Sadece ağlamak istedim' diyerek yaşadığı çaresizliği özetleyen mağdur, dijital dünyada savunmasızlığın ne denli ürkütücü olabileceğini kanıtladı.
Teknoloji devlerinin 'tüketici elektroniğinde çığır açan ürün' olarak pazarladığı bu gözlüklerin satış rakamları hızla yükselirken, etik tartışmalar gölgede kalıyor. Meta ve EssilorLuxottica ortaklığında üretilen cihazların bu yıl 16 milyonluk bir satış hacmine ulaşması öngörülüyor. Ancak cihazların üzerindeki küçük bir LED uyarı ışığı, bazı kullanıcılar tarafından özel aparatlarla etkisiz hale getiriliyor. Profesör Olga Jurasz’ın dikkat çektiği gibi, bu artık bir 'şaka' değil; insanların yaşamları, izlenme sayıları ve reklam gelirleri üzerinden metalaştırılıyor.
Hukukçular ve teknoloji etiği uzmanları, mevcut yasaların hızla gelişen bu teknoloji karşısında tamamen pasif kaldığını belirtiyor. Kamusal alanlarda görüntü almanın yasallığına sığınan istismarcılar, kişisel sınırları ihlal etmeyi meşrulaştırıyor. Meta cephesinden gelen 'sorumluluk kullanıcıya aittir' açıklaması ise, dijital dünyadaki denetimsizliğin ve etik boşluğun bir itirafı gibi. Teknolojinin sınırları genişledikçe, bireyin özel alanı giderek daha büyük bir risk altında kalmaya devam ediyor.