Kaş'ın yaklaşık 20 kilometre uzağında, devasa bir kanyonun Akdeniz'in derin mavisiyle kucaklaştığı o noktada, doğa tüm cömertliğini sergiliyor. Kaputaş Plajı, sadece bir sahil şeridi değil; altın rengi kumları ve cam gibi parlayan turkuaz suyuyla adeta kartpostallardan fırlamış bir manzara sunuyor. Avrupa’nın en prestijli plajları arasında anılması tesadüf değil; burası, tanıtım filmlerindeki o büyülü atmosferi gerçeğe dönüştüren nadir yerlerden biri.
Yaz güneşi yüzünü gösterdiğinde, plaja inmek isteyenleri çetin bir sınav bekliyor. Kıyıya ulaşmak için toplamda 187 basamağı göze almak şart. Buna rağmen, ziyaretçiler bu fiziksel zahmeti bir kenara bırakıp kendilerini serin sulara bırakmak için günün her saati buraya akın ediyor. Kara yolunda oluşan uzun araç kuyrukları ve yol kenarlarına park edilen otomobiller, plajın cazibesinin ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor. Denize girmeyi tercih etmeyenler bile, kanyonun tepesinden aşağıya doğru uzanan o eşsiz manzarayı kadrajlarına sığdırmak için dakikalarca bekliyor.
Sosyal medyanın gücüyle popülaritesi sınırları aşan bu doğal miras, bölge turizminin de lokomotifi konumunda. Dünyanın farklı köşelerinden gelen turistler, sadece birkaç saatlik bir deniz keyfi için bile Kaş'ın yolunu tutuyor. Kaputaş, sunduğu görsel şölenle hem yerel ekonomiye can veriyor hem de Türkiye’nin turizm vitrinindeki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırıyor.