Eğitimde Kriz Kapıda: 12 Bilim İnsanı 'Sistem Çökmek Üzere' Diyor

Eğitimde Kriz Kapıda: 12 Bilim İnsanı 'Sistem Çökmek Üzere' Diyor

Türkiye'nin eğitim sisteminde derinleşen sorunlar, sessiz sedasız bir çığlığa dönüştü. Maarif Platformu çatısı altında bir araya gelen 12 saygın bilim insanı, mevcut '4+4+4' eğitim modelinin artık 'sürdürülemez' noktaya geldiğini ilan eden ortak bir bildiriye imza attı. Bu çatırtıların altında yatan nedenler ise oldukça ürkütücü: Okullardaki artan disiplin vakaları ve giderek büyüyen genç işsizliği ordusu. Bilim insanlarına göre bu karmaşanın temelinde, öğrencileri yıllarca süren sınav maratonuna mahkum eden, ancak onlara gerçek hayatta geçerli bir meslek veya beceri kazandırmayan mevcut eğitim anlayışı yatıyor. Sonuç? Diploma sahibi ama iş bulamayan geniş bir kitle.

Okullarda peş peşe yaşanan tatsız olayların ardından gelen bu bildiri, adeta bir uyarı ateşi niteliğinde. Uzmanlar, mevcut krizin sadece güvenlik önlemleriyle aşılamayacağını, bunun 'su sızdıran bir baraja yara bandı yapıştırmak' kadar anlamsız olduğunu vurguluyor. Maarif Platformu Başkanı Prof. Dr. Osman Çakmak, sorunun kalbinde yatan zorunlu eğitim anlayışına işaret ediyor. Fiziki ve teknolojik yatırımların yapıldığını kabul eden Çakmak, ancak bu donanımın içine yerleştirilen 'yabancı yazılımın' sistemi kilitlediğini belirtiyor. 'Donanım yerli, yazılım yabancı olunca sistem kilitleniyor,' diyen Çakmak, okullarda yaşanan şiddet ve disiplin sorunlarının bu uyumsuzluğun kaçınılmaz bir sonucu olduğunu dile getiriyor.

Prof. Dr. Çakmak, 12 yıllık zorunlu eğitimin öğrencileri tek tip bir kalıba soktuğunu ve farklı yeteneklerin göz ardı edildiğini savunuyor. 'Her çocuk aynı kabiliyete, aynı ilgi alanına sahip değil,' diyen Çakmak, tarıma, sanata, zanaata veya ticarete yatkın bir genci 12 yıl boyunca dört duvar arasına hapsetmenin ve onu sadece akademik başarıya odaklamanın hem pedagojik bir hata hem de açık bir kayıp olduğunu belirtiyor. Bu süreçte, gençler hayattan ve üretimden erken yaşta kopuyor. Sınavdan sınava koşturulan bu gençler, diploma alıyor ancak iş, meslek ve hayat becerisi edinemiyor. Bu da kaçınılmaz olarak 'diplomalı işsizler' ordusunu büyütüyor.

Özellikle lise çağının, gençlerin kendilerini tanıyıp potansiyellerini keşfetmeleri gereken en kritik dönem olduğunu vurgulayan Çakmak, mevcut sistemin bu değerli zamanı teorik dersler, sınav baskısı ve sadece üniversite odaklı bir anlayışla heba ettiğini söylüyor. Bu durum, birçok gencin potansiyelini körelttiği, özgüvenini zedelediği ve okuldan kopuşunu hızlandırdığı için büyük bir tehlike arz ediyor. Çözümün güvenlikçi tedbirlerde değil, zorunlu eğitimin temelden yeniden yapılandırılmasında yattığını belirten Çakmak, ilkokul yıllarının sınav baskısından arındırılması ve temel değerler, ahlak ve kişilik gelişimine odaklanması gerektiğini savunuyor. Ortaokuldan itibaren ise öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi gerektiğini ekliyor. 'El becerisi ve mesleki yeteneği olan çocuk akademik sistem içinde başarısız damgası yememeli. Bu çocuklara meslek, üretim ve usta-çırak ilişkisi içinde bir gelecek sunulmalı,' diyerek geleceğe dair umut veren bir tablo çiziyor.