Eski İstanbul'un Hırsızlık Sanatı: Vekil Saatinden Fındık Fatma'ya, Tükürükçü Taktiklerine

Eski İstanbul'un Hırsızlık Sanatı: Vekil Saatinden Fındık Fatma'ya, Tükürükçü Taktiklerine

Eski İstanbul'un sokakları, günümüzün karmaşasından çok farklı bir hayatı barındırıyordu. O hayatın içinde, kimi zaman bir sanat eseri inceliğinde, kimi zaman da kurnazlığın en saf haliyle işleyen hırsızlık hikayeleri vardı. İşte o dönemin polis hafiyelerinden, Sirkeci'deki 'sirkat masası'nın unutulmaz ismi Haydar Bey'in anlattıklarıyla geçmişe bir yolculuk yapıyoruz. Haydar Bey, 25 yılı aşkın meslek hayatında karşılaştığı birbirinden akıl almaz vakaları, kahve fincanlarının eşliğinde bizlere aktarıyor.

Kastamonu Milletvekili Emin Bey'in değerli saatinin çalınması, polis müdürlüğünde büyük bir hareketlilik yaratmıştı. Olayın üzerinden çok geçmeden, Haydar Bey hırsızın yöntemini çözmüş ve şüphelilerin toplandığı bir kahvehaneye sızmıştı. Parmağında ipucu olmadan, ustaca bir polis oyunuyla hırsızın ağzından laf almayı başardı. Kahvede yüksek sesle, sanki bir rüya anlatır gibi, saatin bir şeker kutusu içine konulup emanetçiye bırakıldığını söyledi. Bu yaratıcı senaryo, hırsızların kahkahalarla karşılandı. Ancak Haydar Bey'in kararlı bakışları ve ertesi gün emanetçiye gönderdiği polis, gerçekten de Hacı Bekir şekerlerinin ortasında, kordonuyla birlikte duran o değerli saati buldu. Kısacası, 'rüya' gerçek olmuştu.

Haydar Bey'in anlatılarında bir sonraki durak, 'Fındık Fatma' lakaplı, akıl sır ermez bir kadındı. İki zengin kömürcüyü ayrı ayrı günlerde ve saatlerde hedef alan Fatma, genç ve çekici görünümünü kullanarak kurbanlarının dikkatini dağıtıyordu. Bir kömürcünün dükkanının önünde çorabını düzeltme bahanesiyle bacağını aşırı derecede açan Fatma, diğer kömürcünün de aynı yönteme başvurarak ilgisini çekmişti. Kadın ayrıldıktan sonra kömürcüler, paralarının çalındığını fark edince soluğu polis karakolunda aldılar. Haydar Bey, kadının bu marifetinden hemen Fındık Fatma'yı teşhis etti. Zaten Fatma, kocasını hapishanede ziyaret ettiği günlerde yakalanacağını bilse bile gelmesiyle ün salmıştı. Polis, bu zaafını bildiği için onu hapishane ziyaretinde, kalın bir çarşaf ve peçe ardında bile tanıyarak kıskıvrak yakalamayı başardı.

İstanbul'un kalabalık caddelerinde, özellikle Sirkeci civarında dolaşan ve kurbanının üzerine tükürerek onları oyalamasıyla bilinen bir hırsız vardı. Bir vatandaş, ceketinin arkasında bir tükürük izi fark edince durumu polise bildirdi. Haydar Bey, olayı duyar duymaz adama yaklaştı ve 'Arkanıza tükürmüşler' diyerek durumu teyit etti. Ardından, tükürüğü silme bahanesiyle yaklaşan uzun boylu, sarışın bir adamın cüzdanı nasıl ustaca yürüttüğünü adım adım tarif etti. Kurban, polisin tarifine uyduğu için şaşkına dönmüştü. Bu tür hırsızlıklar, adeta birer sanat eserini andırıyordu; tıpkı bir ressamın veya heykeltıraşın eserinden kendi imzasını belli etmesi gibi, bu hırsızlıkların da kendine özgü bir üslubu vardı ve Haydar Bey gibi deneyimli polisler için faili bulmak zor değildi.