Cambridge Üniversitesi'nde saygın bir görevi sürdürürken Alistair Kenyon-Brodie'nin hayatında ani bir kırılma yaşandı. Mayıs ayında aldığı radikal bir kararla, yıllarca emek verdiği evini ve içindeki tüm eşyaları elden çıkardı. Amacı basitti: Dünyayı keşfetmek ve yıllardır zihninde yer eden seyahat hayallerini gerçeğe dönüştürmek.
Daily Mail'e verdiği özel röportajda Kenyon-Brodie, hislerini açık yüreklilikle dile getiriyor: “Ailemin gurur duyduğu bir noktaya gelmiştim, evet. Ama bu başarı içimde bir boşluğu doldurmuyordu. Hayatın bana sunduklarını yaptım ama yetmedi, daha fazlasını aradım.” Bu içsel hesaplaşmanın ardından rotasını Doğu'ya çevirdi. İlk durağı iki ay geçirdiği Güney Kore oldu. Ardından gözünü Japonya'ya dikti ve macerasına burada devam ediyor.
Kenyon-Brodie, Japonya'daki yolculuğunu otostopla sürdürüyor. Ülkenin güneyindeki Beppu şehrinden başlayıp başkent Tokyo'ya uzanan bin kilometrelik bu serüven, ona Japon kültürünü yakından tanıma fırsatı sunuyor. Japonların olağanüstü nazik insanlar olduğunu belirten gezgin, “Yolda beklediğim süre hiç 20 dakikayı aşmadı. Hatta bazen beni alamadıkları için özür dileyenler bile oldu,” diyor. Hızlı trenlerin yüksek maliyetinden kaçınan Kenyon-Brodie, seyahat bütçesini daha verimli kullanmak için otostop gibi alternatif yöntemlere başvuruyor.