Hepimiz o anı yaşamışızdır: Ekran başında hayranlıkla izlediğimiz bir sahne, karakterlerin yürüdüğü sokaklar, oturduğu kafeler... İşte şimdi bu hayal gerçeğe dönüşüyor. 'Set jetting', yani popüler dizi ve filmlerin çekildiği lokasyonları gezme çılgınlığı, dünya turizm haritasını yeniden çiziyor. InsureMyTrip'in yaptığı kapsamlı bir araştırma, bu yükselen trendin en gözde adreslerini ve etkilerini mercek altına alıyor.
Peki, bu sinematik yolculukların zirvesinde hangi ülkeler var? Listenin başında, tam 2.763 farklı çekim noktasıyla Amerika Birleşik Devletleri göze çarpıyor. 'Stranger Things'in Atlanta'daki mistik atmosferinden, 'Para Avcısı'nın (The Wolf of Wall Street) New York sokaklarına kadar pek çok unutulmaz anı canlandırabileceğiniz yerler sizi bekliyor. Ancak Birleşik Krallık da hiç geri kalmıyor. 'The Crown', 'Harry Potter' serisi ve son dönemin popüler yapımı 'Ted Lasso' gibi yapımlarla adından söz ettiren İngiltere, film ve dizi turizminden yılda yaklaşık 892 milyon euro gelir elde ediyor.
'Ted Lasso' etkisi, özellikle Londra'nın güneybatısındaki Richmond kasabasında kendini açıkça hissettiriyor. Diziyle özdeşleşen Paved Court sokağı, adeta bir 'Ted Lasso' cennetine dönüşmüş durumda. Tematik dükkanlar, diziden replikalarla süslenmiş vitrinler ve tabii ki AFC Richmond formalarıyla kasaba, turist akınına uğruyor. Dizi yayınlandıktan sonra turist sayısında yüzde 160'lık bir artış yaşanması, ekranların gücünü bir kez daha kanıtlıyor.
Amerika'dan Uzaklara, İzlanda'ya: 'Stranger Things'in global ayak izleri de dikkat çekici. Dizinin geçtiği Hawkins kasabası olarak kullanılan Georgia'daki Jackson, 2016'dan bu yana ziyaretçi sayısında yüzde 12'lik bir büyüme kaydetti. Ancak trendin en çarpıcı örneği, beşinci sezonda yer alan İzlanda'daki Haifoss Şelalesi'nde yaşanıyor. Bu doğal güzelliğin popülerliği, Google aramalarında yüzde 5000'e varan bir artışla zirveye oturdu. Set jetting, artık sadece bir ülkeyle sınırlı kalmıyor, küresel bir fenomene dönüşüyor.
Her güzel gelişme gibi, 'set jetting' de beraberinde bazı endişeleri getiriyor. Özellikle İskoçya'daki Glenfinnan Viyadüğü gibi doğal ve tarihi miras alanları, yılda yarım milyon ziyaretçiyle başa çıkmakta zorlanıyor.