2021 yılında dünyada 15,4 milyon kişi omurilik yaralanması yaşamış. Halk arasında "felç" olarak bilinen bu tür hasarlar, beynin gönderdiği sinyallerin vücutta iletilememesine neden oluyor. Şimdiye kadar bu kopukluğu tamir etmek pek mümkün görülmemişti. Ama durum değişiyor.
Belçika’da yürütülen RE-MOVE araştırma projesi, neredeyse yedi yıllık çalışma ile yeni nesil elektrotlar geliştirdi. Bu ince karbon fiber cihazlarda dikkat çeken detay, yüzeylerine ince elmas tabakası uygulanmış olması. Bilim insanlarına göre bu kaplama, hem sinir hücrelerine zarar vermeden hem de yıpranmadan yıllarca işlev görebilecek dayanıklılık sağlıyor.
Neden elmas? Çünkü bu maddenin kimyasal yapısı, elektrotların hem vücut sıvılarına dirençli hem de sinir salgılarında hassas ölçümler yapabilmesine olanak tanıyor. Test ortamında cihazlar, omurganın doğal sarsıntısına ve vücut hareketlerine karşı dirençli gösteriliyor. Şu anda laboratuvar ortamında sinir iletimi testleri başarılı olurken, klinik denemeler önümüzdeki yıllarda başlaması bekleniyor.
Araştırmacılar bu teknolojinin potansiyelini öne çıkartıyor: "Beyin ile kas arasındaki iletişim kanalını yeniden kurmak, felçli hastaların günde 10 dakika yürümesini sağlayabilir. Ama bu 10 dakika önceki on yıldan çok daha anlamlı. Çünkü her yürüyüş, vücudun yeniden hareket edebilmesi için bir başlangıç" diyor lider bilim insanları.
Elektrotların insan vücuduna uyumu da kritik bir test aşaması. İlk denemelerde 0,1 mm kalınlığındaki cihazların, sinir dokusuna zarar vermeden 2 mm derinliğe yerleştirilebileceği tespit edildi. Bu mesafe, sinir sinyallerinin doğru yolla taşınabilmesi için yeterli bulunuyor. Ancak uzun vadede sinir reaksiyonlarının cihaza adapte olup olmayacağı da gözlem altına alınıyor.
Gelecek senelerde bu teknolojiyle klinik deneylerin başlaması planlanırken, milyonlarca felçli insan için yeniden yürüme hayali bir adım daha yaklaşmış oluyor. Tabii ki yine de ciddi teknik engeller var: Cihazın vücut sıvıları içindeki kararlılığı, sinir hücrelerindeki doğal değişimlere dayanıklılığı ve uzun süreli yan etkiler gibi pek çok soruya yanıt bulunmak zorunda. Ama şu anki gelişmeler, felç tedavisindeki klasik limitlerin incelendiğini gösteriyor.