İstanbul’un hem tarihi dokusuna hem de Boğaz’ın büyüleyici atmosferine yön veren Four Seasons Hotel Bosphorus ve Four Seasons Hotel Sultanahmet, lüks konaklama dünyasının en zorlu sınavlarından birini başarıyla geçti. Seyahat dünyasının otoritesi kabul edilen Condé Nast Traveler, yaklaşık kırk yıllık bir birikimi harmanlayarak oluşturduğu “Triple Crown” listesini açıkladı. Bu seçkin kulüp, sadece en iyilerin değil, istikrarın zirvesindekilerin adresi.
Triple Crown unvanını kazanmak, öyle kolay bir süreç değil. Bir otelin bu listeye girebilmesi için üç farklı kriteri eksiksiz tamamlaması gerekiyor: Kapılarını açtığı yılın en iyi çıkış yapan tesislerini işaret eden 'Hot List', editörlerin özel gözlemleriyle şekillenen 'Gold List' ve doğrudan misafir oylarıyla belirlenen 'Readers’ Choice Awards' listelerinde kendine yer bulmak. İstanbul’un bu iki ikonik oteli, üç basamaklı bu zorlu maratonu başarıyla tamamlayarak dünya çapında nadir tesisin erişebildiği bir noktaya ulaştı.
Four Seasons Hotels Istanbul Genel Müdürü Thomas Krooswijk, bu başarının sadece bir anlık parlamayı değil, yıllara yayılan bir hizmet kültürünü simgelediğini vurguluyor. Krooswijk’e göre, bu unvan hem profesyonel editörlerin keskin gözlemlerini hem de misafirlerin bizzat deneyimleyerek sunduğu takdiri bir araya getiriyor. Bu durum, otellerin sürdürülebilir kalite anlayışının küresel çapta tescil edildiğinin somut bir kanıtı.
Boğaz kıyısındaki 19. yüzyıl saray mimarisiyle Four Seasons Hotel Bosphorus ile Tarihi Yarımada'nın merkezinde zamansız bir lüks sunan Four Seasons Hotel Sultanahmet, İstanbul’un iki farklı yüzünü temsil ediyor. Biri şehrin modern ve ışıltılı silüetini, diğeri ise kadim tarihini kucaklıyor. Bu ikili, Triple Crown başarısıyla birlikte sadece yerel birer gurur kaynağı olmanın ötesine geçerek, dünyanın en iyi konaklama deneyimleri arasındaki yerlerini sağlamlaştırdı.