Giresun! Adını kirazdan alan bu Doğu Karadeniz incisi, adeta dört mevsim yeşilin farklı tonlarına bürünmüş bir cennet. Yaylaları, maden suları ve coşkulu akarsularıyla adeta bir doğa harikası. Ancak bu güzelliklere ulaşmak, coğrafyanın getirdiği zorluklarla dolu bir serüvenin ürünü. Eskiden deniz yolunun hakim olduğu ulaşım, günümüzde tüneller ve karayollarıyla kolaylaşsa da, 2015'te hizmete giren Ordu-Giresun Havalimanı, bölgeyi dünyaya bağlayan önemli bir köprü haline geldi.
Bu zorlu coğrafyada hayata tutunan Giresun halkı, ekmeğini taştan çıkarmayı bilmiş. Dünyanın en kaliteli fındığı 'Giresun Yabanisi' de bu topraklardan çıkıyor. Karadeniz'in rüzgarını içine çeken yamaçlarda yetişen bu eşsiz ürün, kalitesiyle sofraların vazgeçilmezi olmayı sürdürüyor.
Giresun'un tarihi dokusu, binlerce yıl öncesine uzanıyor. Hitit tabletlerinden Friglere, Perslerden Büyük İskender'e, Pontus İmparatorluğu'ndan Roma'ya uzanan geniş bir medeniyet mozaiği bu topraklarda iz bırakmış. Dördüncü Haçlı Seferi'nin ardından kurulan Trabzon İmparatorluğu'na bağlanan bölge, Fatih Sultan Mehmet'in 1461'deki fethiyle Osmanlı topraklarına katılmış. Cumhuriyet'in ilanıyla il statüsüne kavuşan Giresun, Kurtuluş Savaşı'nda da milli mücadeleye canı pahasına destek vermiş. Topal Osman Ağa komutasındaki Giresun gönüllüleri, vatan savunmasında gösterdikleri cesaretle tarihe adlarını yazdırmış.
Giresun'a yolunuz düşerse, mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında, Karadeniz'in tek adası olma özelliğini taşıyan Giresun Adası geliyor. Mitolojik efsanelere konu olmuş bu ada, hem tarihi kalıntıları hem de eşsiz manzarasıyla büyülüyor. Şehrin merkezinde, heybetiyle yükselen Giresun Kalesi, tarihin izlerini taşıyan surları ve Topal Osman Ağa'nın mezarıyla ziyaretçilerini selamlıyor. Gün batımında Karadeniz'e nazır manzarası, adeta büyüleyici bir tablo sunuyor.
Zamanın durduğu bir yer Giresun'un Zeytinlik Mahallesi. 19. yüzyıldan kalma tarihi evleri, Marsilya kiremitleriyle süslü çatıları ve birbirinin ışığını engellemeyen mimarisiyle adeta açık hava müzesini andırıyor. Bu mahallede, geçmişin izlerini sürerken, taşların şima harcıyla birbirine kenetlendiği mimari harikaları görebilirsiniz. Bir zamanlar Rumların yaşadığı bu mahalle, günümüzde 85 tescilli yapısıyla tarihe tanıklık ediyor.
Eski bir kilise olan ve günümüzde Giresun Müzesi olarak hizmet veren yapı, 18. yüzyıldan günümüze uzanan eserleriyle adeta bir zaman kapsülü. Bazilikal ve haç planlı mimarisi, sarı kalker taşlarıyla inşa edilmiş duvarları ve içindeki 12 penceresiyle dikkat çekiyor. Müzede sergilenen eserler, MÖ 3000'li yıllardan günümüze uzanan geniş bir tarih yelpazesini kapsıyor.
Kent merkezinde, kartal gagasını andıran görünümüyle Gedikkaya, adını aldığı üzerindeki yarıktan dolayı halk arasında ilgi çekiyor. Tarihi dokusuyla öne çıkan bir diğer yapı ise 1461'de inşa edilen Kapu Camii. Cephesindeki üçlü kemer düzenlemesi ve zengin iç motifleriyle dikkat çekiyor. Bunların yanı sıra Fiyala Yolu, Katolik Kilisesi, Kale Camii ve Meryem Ana Kaya Kilisesi de şehir merkezinde keşfedilmeyi bekleyen diğer tarihi duraklar.
Giresun'un çevresi de birbirinden güzel doğal güzelliklerle dolu. Dereli ilçesi yakınlarındaki Kuzualan Şelalesi ve Mavi Göl, turkuaz rengiyle büyüleyen sodalı sularıyla adeta bir doğa harikası. Şelalenin görkemli akışı, mağaralar ve anıt ağaçlar, burayı adeta bir cennete dönüştürüyor. Mavi Göl'ün sodalı suları, kireç taşlarıyla buluşunca ortaya çıkan renk cümbüşü, görenleri kendine hayran bırakıyor.
Aksu ve Göksu derelerinin birleştiği noktada yer alan Göksu Travertenleri, doğal güzelliğiyle ziyaretçilerini karşılıyor. Burası, Kümbet ve Kulakkaya Yaylaları'na giden yol üzerinde, doğayla iç içe keyifli vakit geçirebileceğiniz bir nokta.
İsviçre'nin Davos'u misali, Giresun'un da kendine has güzellikte bir yaylası var: Kulakkaya Yaylası. 1500 metre rakımda yer alan bu yayla, ilginç doğa oluşumları ve serin havasıyla biliniyor. Yol üzerindeki Despot Kayası ve Erimez mevkii gibi doğal güzellikler de keşfedilmeyi bekliyor. Yaylada tadacağınız yöresel et ürünlerini tatmadan dönmeyin.
Bunların dışında Eğriambar, Kümbet, Bektaş, Karagöl Dağları ve Sis Dağı Yaylaları da doğa yürüyüşleri ve temiz havanın tadını çıkarmak için harika seçenekler sunuyor.
Giresun kültürü, denizi gibi coşkulu ve hareketli. Oyunları ve türküleri de bu coşkuyu yansıtıyor. Kemençenin anavatanı Giresun'da, horon ve Giresun karşılaması en meşhur oyunlar arasında. Geleneksel giyimde kadınlar peştamal, erkekler ise aba zıpka olarak bilinen paçaları dar, bol paçalı pantolonlar tercih ediyor.
Mayıs ayının 20'sinde coşkuyla kutlanan Sacayaktan Geçme geleneği, 4 bin yıldır yaşatılıyor. Bu gelenekte, ana rahmine benzetilen sacayağın üzerinden geçilerek soyun devamlılığı ve bereket dileniyor. Dere kenarında yapılan Dere Taşlama ritüelinde ise belalar denize atılıyor. Adanın etrafında dolaşmak da yine soyun devamlılığı, bereket ve şifa dileklerini simgeliyor.
Giresun mutfağı, Karadeniz'in eşsiz lezzetlerini sunuyor. Hamsi başrolde olsa da, birbirinden farklı ve lezzetli yöresel yemekler damakları şenlendiriyor. Hamsili pilav, karalahana çorbası, fasulye diblesi, siron ve mısır ekmeği gibi lezzetler Giresun sofralarının olmazsa olmazları.
Özetle Giresun, tarihi dokusu, nefes kesen doğası, eşsiz adası, serin yaylaları ve damak çatlatan lezzetleriyle dört mevsim tatil yapılabilecek, ruhunuza, bedeninize ve damak zevkinize hitap edecek nadide bir turizm merkezi.