İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) operasyonlarının en tartışmalı isimlerinden biri olan İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, dört yıl önce başlayan yolsuzluk suçlamaları nedeniyle gözaltına alınmış, daha sonra 210 gün ev hapsi cezasına çarptırılmıştı. 2023 yılında mahkeme kararıyla serbest bırakılan Başa, yaklaşık on ay süren sürecin ardından 2023 sonunda görevine döndü.
2024 yılında tekrar İSKİ’deki pozisyonuna geçmesiyle birlikte Başa, İstanbul’un su kaynakları üzerine yaptığı açıklamaları öne çıkan bir kritik konuya taşıdı. 'Su havzaları, kentimizin kalbi gibidir' diyen Başa, 'Bu tesislerin korunması için kara tahtaya yazılacak bir kırmızı çizgi vardır. Hukuki ve teknik riskler göz önünde bulundurulmalı' ifadelerini kullandı.
İSKİ, İstanbul’un yaklaşık 16 milyon kişilik nüfusunun su ihtiyacını karşılayan altyapı ve su arıtma tesislerini idare eder. Başa’nın görevine dönmesiyle birlikte, kente su taşınan sahillerdeki yeni arıtma projeleri ve mevcut tesislerin modernleştirilmesi öncelik olarak gündeme geldi. '2025’e kadar su kayıplarını %10’u altına indirmeyi hedefliyoruz' diyen Başa, teknik ekipman ve izleme sistemlerine yapılan yatırımların bu hedefe nasıl hizmet ettiğini değerlendirdi.
Devlet Su İşleri’yle koordineli çalışmalara da vurgu yapan Başa, 'İçme suyu altyapısında her yıla yaklaşık 500 milyon metreküp su kazanılması hedefleniyor. Bu rakam, 200 bin ailenin yıllık ihtiyacını karşılar' ifadesiyle projelerin ölçüsünü belirtti. Su temini konusundaki zorluklara rağmen Başa’nın tekrar göreve dönmesi, kentin su güvenliğinin siyasi ve teknik unsurlarla ne kadar sıkı bağlantılı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Göreve dönmüş otorite, İstanbul’un su altyapısının her 10 yılda bir yenilenmesi gerektiğini de savunuyor. 'Bu dönüşümün maliyeti yüksek olacak ama geciktirilemez. Su kirliliği ve istenmeyen tesis kapatmaları kent için ciddi bir risk oluşturmaktadır,' diye devam eden Başa, projelerin kamuoyunun bilgilenmesi için açık artırılabilir tesislerin sayısının artırılması gerektiğine vurgu yaptı.
Başa’nın bu söylemini takiben, İBB ve Devlet Su İşleri arasında başlatılan iş birliği, 2025 stratejisi kapsamında daha kapsamlı bir su yönetimi planının formüle edilmesine yol açtı. Su altyapısında yaşanabilecek her türden kesinti için acil eylem planları da hazırlanan listede yer alıyor. İstanbul’un su güvenliğinin geleceğini şekillendiren bu projeler, Başa’nın hukuki sürecindeki zorlukları da bir kenara bıraktı ve teknik bilgeliğine odaklanmasını sağladı.
Kentte yaklaşık 700 su kaplama alanından sorumlu olan İSKİ, Başa’nın gözetimi altındaki ekibin su kirliliğini %15 azaltmayı başarmıştı. Bu başarının ardından, su arıtma tesislerindeki modernleştirmenin bir sonraki aşaması olarak 2025’i hedefleyen planlar da hazırlandı. 'Her tesis, teknik bakımın ötesinde sosyal bilinci de yansıtmalıdır' diyen Başa, su altyapısının toplumla birlikte geliştirilmesi gerektiğine inanmaya devam ediyor.