Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki düğümün en geç cuma gününe kadar çözüleceğine dair iddialı bir takvim ortaya koydu. Beyaz Saray'dan yansıyan bu iyimser hava, küresel enerji piyasalarında bir nebze olsun nefes aldıracak gibi görünse de, G-7 zirvesinin kapalı kapıları ardında durumun pek de öyle algılanmadığı ortaya çıktı.
Avrupalı müttefikler, Washington'ın yüksek perdeden dile getirdiği bu çözüm arayışlarına mesafeli yaklaşıyor. Diplomatik koridorlarda konuşulan ana konu ise, bölgedeki saha gerçeklerinin Trump’ın çizdiği hızlı iyileşme tablosuyla örtüşüp örtüşmediği. Liderler, özellikle gerilimin tırmanma potansiyelini göz önüne alarak, somut adımların atılmasının sadece bir takvim yılına değil, karmaşık bir müzakere trafiğine bağlı olduğunu hatırlatıyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik, sadece bir lojistik sorun değil; aynı zamanda küresel ekonominin damarlarını tıkayan jeopolitik bir krizin adı. Tarafların birbirine yönelik hamleleri, sadece petrol akışını değil, bölgedeki güç dengelerini de yeniden belirliyor. G-7 masasında yükselen bu ihtiyatlı tutum, Avrupa'nın Washington ile benzer bir aciliyet duygusunu paylaşmaktan ziyade, krizin daha derin bir bölgesel kaosa evrilmesinden duyduğu endişeyi yansıtıyor.