Elektriklerin kesilmesiyle birlikte oda bir anda koyu bir karanlığa gömüldü. Elimdeki kitap yarım kaldı; zihnim ise o karanlığın derinliklerinde, 52 yıl öncesinin sarsıcı Temmuz günlerine, 1974’ün yıkım ve göç dolu atmosferine savruldu.
Karanlığı yırtmak için yaktığım mumun titrek ışığı, sadece odayı değil, unutulması imkansız olan o acı hatıraları da aydınlattı. Hannah Proctor’un "Tükenmişlik" kitabındaki devrimci ruhun mum ışığındaki tartışmaları ile kendi yaşam çığlığımın yankılandığı o karanlık Temmuz günleri, bir paradoks içinde birbirine karıştı.
Hakkı Yücel, yazısında vicdanla terbiye edilmiş bir aklın bugün hala büyük bir eksiklik olduğunu vurguluyor. O karanlık gece, sadece bir elektrik kesintisi değil; aynı zamanda geçmişle, kayıplarla ve insanlığın bitmek bilmeyen sınavıyla bir yüzleşme anına dönüşüyor.