Turizmin Yıldızı Parlayacak: Akademi ve Sektör El Ele Geleceğe Yürüyor

Turizmin Yıldızı Parlayacak: Akademi ve Sektör El Ele Geleceğe Yürüyor

Türkiye turizmini uluslararası sahnede daha iddialı bir konuma taşımak için kolları sıvayan sektör, yenilikçi stratejilerle yoluna devam ediyor. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gibi günümüzün olmazsa olmaz kavramları etrafında şekillenen bu büyük dönüşümde, bilgi birikimi ile sahadaki pratik tecrübe bir araya geldi. Geçtiğimiz 8 Haziran 2026'da İstanbul Nişantaşı Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşen 'Turizmde İş Birliği ve Gelecek Zirvesi', tam da bu birlikteliğin en somut örneğiydi. Zirvenin ana amacı şuydu: Türkiye'nin uluslararası turizm pazarındaki payını artıracak, geleceğe ışık tutacak bir vizyonu hayata geçirmek.

Bu yıl onuncu yaşını kutlayan I-MICE Derneği'nin başkanı Işıl Özmen, zirvedeki konuşmasında MICE (Toplantı, Teşvik, Konferans ve Etkinlik) turizminin, yalnızca ülkeye ekonomik katkı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'nin dünya genelindeki imajını ve marka değerini de doğrudan yükselttiğini altını çizerek belirtti. Özmen, özellikle I-MICE Akademi'nin, sektörün geleceği olan genç yetenekleri tecrübeli profesyonellerle buluşturarak çok önemli bir köprü vazifesi gördüğünü de ifade etti. Bu tablo, akademik bilginin sahanın gerçekleriyle harmanlanmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sektörün lokomotiflerinden TÜROB'un otelcilik alanındaki desteğiyle zirve, sıradan bir toplantı olmaktan çıkarak, somut iş birliklerinin temellerinin atıldığı verimli bir buluşma noktasına dönüştü.

Zirvenin en çok ilgi gören bölümlerinden biri, İstanbul'un küresel turizmdeki mevcut durumuna dair yapılan derinlemesine analizler oldu. Armin Zerunyan'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, İstanbul'un dünya sıralamasında 18., Avrupa'da ise 13. sırada yer alması, küçümsenmeyecek bir başarı olarak not edildi. Ancak, Lizbon ve Viyana gibi şehirlerin gerisinde kalmamak adına, acentelerin, otellerin ve üniversitelerin daha uyumlu ve koordineli bir gayret göstermesi gerektiği konusunda güçlü bir mutabakat sağlandı. Sektörün ilk beşe girme hedefine ulaşabilmesi için artık 'ortak bir dil' konuşmanın bir lüks değil, kesin bir zorunluluk olduğu açıkça dile getirildi.

Günün son bölümünde ise, Türkiye turizminin uzun yıllardır peşinden ayrılmayan 'ucuz destinasyon' algısı mercek altına alındı. Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Demiray'ın başkanlığında gerçekleşen panelde, Dubai ve Singapur gibi destinasyonların dijital dönüşümdeki muazzam başarıları ve karbon ayak izlerini yönetme konusunda uyguladıkları akılcı stratejiler tartışıldı. Sektör temsilcileri, Türkiye'nin sahip olduğu eşsiz potansiyelin, nitelikli insan kaynağı ve yenilikçi yaklaşımlarla birleştiğinde, küresel turizm pastasından çok daha büyük bir pay alacağına ve etkisini artıracağına dair inançlarını dile getirdiler. Bu zirve, Türkiye'nin turizmde yalnızca bir oyuncu değil, aynı zamanda küresel arenada söz sahibi, belirleyici bir aktör olma yolundaki kararlılığını perçinledi.