Trump'tan Tahran'a 'Nükleer' Rest: Tahammül Sınırı Aşıldı

Trump'tan Tahran'a 'Nükleer' Rest: Tahammül Sınırı Aşıldı

Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 zirvesi, küresel diplomasinin yeni bir gerilime ev sahipliği yapmasına sahne oldu. ABD Başkanı Donald Trump, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile gerçekleştirdiği kritik görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Tahran yönetimine yönelik söylemini bir üst seviyeye taşıdı. İran'ın nükleer silahlanma arayışını 'varoluşsal bir tehdit' olarak tanımlayan Trump, bu konuda hiçbir esneme payı bırakmadığının altını çizdi.

Trump’ın mesajı son derece yalın ve sertti: İran, nükleer kapasite geliştirdiği takdirde hayal bile edemeyeceği bir bedelle karşı karşıya kalacak. Washington'ın Tahran'a yönelik stratejik önceliğinin, nükleer silahların bölgeye girişini engellemek olduğunu vurgulayan Trump, İran yönetiminin mevcut halini 'rasyonel' olarak tanımlasa da rejim değişikliği peşinde olmadıklarını ekledi. Başkan'a göre, Tahran'ın nükleer bir güce dönüşmesi, İsrail’in bekasını doğrudan tehdit etmekle kalmayacak, küresel güvenlik dengelerini de geri dönülemez şekilde sarsacaktı.

Orta Doğu'daki hareketli cepheler sadece İran’la sınırlı kalmadı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kurduğu yakın diyaloğa rağmen Trump, Lübnan sahasındaki askeri dozajdan duyduğu rahatsızlığı gizleme gereği duymadı. Beyrut'a düzenlenen saldırıları 'sorumsuzluk' olarak nitelendiren Başkan, İsrail'i daha temkinli adımlar atmaya çağırdı. Çözüm anahtarı olarak ise Suriye yönetiminin denkleme dahil edilmesini işaret etmesi, Beyaz Saray'ın bölge politikasında yeni bir eksen arayışında olduğunu gösterdi.

Gündemindeki tek sıcak nokta Orta Doğu değildi. Ukrayna-Rusya savaşını da değerlendiren Trump, Volodimir Zelenskiy ile yürüttüğü temasa atıfta bulunarak çözüm arayışındaki kararlılığını sergiledi. Kendisini 'savaşları bitiren başkan' olarak konumlandıran Trump, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en karmaşık jeopolitik kırılmalardan birinin içinden geçildiğini kabul etti. Katar Emiri Al Sani ise, bölgedeki mevcut diplomatik trafiğin, doğru yönetilmesi halinde kalıcı bir sükuneti getirebileceği inancıyla bu görüşmeleri desteklediklerini belirtti.