Yargı reformu tartışmalarında kadınların sesi kesilmeyecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 4'üncü Yargı Reformu Strateji Belgesi'ndeki boşanma arabuluculuğu ve nafaka düzenlemeleri, kadın dernekleri harekete geçirdi. Toplumda kadınlara yönelik eşitlik temini yoluyla adalet kurulması gerektiğini savunan temsilciler, önerilerin hem toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştireceğini hem de kadınların hak kaybetmesine neden olabileceğini belirtiyor.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Esin İzel Uysal, nafakanın kadınların evlilikteki görünmez emeğinin karşılığı olduğunu vurguladı. "Bu mücadeleyi 2015'ten beri kazanmıştık. Artık geri adım atmak için fırsat yok" diyen Uysal, arabuluculuk sisteminin şiddetli boşanmalar için uygulanmasının yasallaşan bir tehlike olduğunu dile getirdi. Türkiye Aile Hukuku ile Uluslararası Aşırı Şiddetle Mücadele Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) arasında çelişkinin açık olduğunu belirten Uysal, "Kadına yönelik psikolojik şiddet varsa uzlaşma olmaz. Devlet bu gerçeği reddediyor. Adalet sistemi eşit değilse adaletin kendisi de yok olur" ifadelerini kullandı.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey ise arabuluculuk sisteminin temel hedefinin "aile birliği" olduğunu ama bu yaklaşımın kadınları şiddete maruz bırakacak şekilde toplumda köleleştirdiğini savundu. Tozbey, boşanma süreçlerinde çocuğun velayeti gibi meselelerin arabulucular tarafından değerlendirilirken kadınların zayıflığından faydalanılacağını öngörüyor. "Aile içinde kadın en çok öldürülen, en çok şiddete uğrayan birey. Bu sistemin amacı tam da onu ailede mahpuglamak" diyen Tozbey, devletin kadın haklarını korumak yerine "uzlaşarak" çözümler sunduğunu iddia etti.
Kadın temsilciler, nafaka düzenlemeleriyle birlikte kadınların ekonomik bağımlılığını artıracak bir mekanizma kurulduğunu da eleştirdi. Medeni Hukuk'ta erken yıllarda kazanılan ilerlemelerin bu reformla terstümlenebileceği belirtilirken, kadınların toplumsal hayatta eşit birer birey olarak var olma hakkı da tehdit altına alındığı öne sürüldü. Tozbey, "Kadın hakları için adaleti zorlarsak, sistem bizim tarafımıza dönmemeyecek" dedi.
Platform temsilcileri, devletin görevinin kadınları uzlaşmaya zorlamak değil, adalet sisteminde kadınları savunucu mekanizmalar geliştirmek olduğunu vurguladı. Özellikle şiddet mağdurlarının arabulucular tarafından yargılanmasıyla onların suçluya maruz kalmayı sürdürmesi riskinin büyük olduğunu ifade eden Uysal, "Bu reformlar, cinsiyet eşitliğine olan tüm vafları sadece rüzgâra veriyor" diye ekledi.
Kadın hakları savunucuları, Cumhurbaşkanlığı'nın 2023 Medeni Hukuk Çalıştayları sonrasında başlatılan bu reform paketini Türkiye'nin adalet sistemine zararlı bir deney olarak tanımlıyor. Toplumda kadınlara yönelik eşitsizliklerin devam ettiği bir gerçek içinde, arabuluculuk gibi sistemlerin toplumsal cinsiyet dengesini daha da bozabileceğini savunan temsilciler, devleti anayasa ve evrensel hukuka uygun bir anlayışla reforma teşvik etmeye çalışıyor.