Antalya'nın turkuaz sularla kucaklaştığı batı yakasında, her biri kendi içinde birer dünya barındıran Kaş, Kaputaş ve Kalkan, ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Yarımadanın sarp kayalıkları, zeytin ağaçlarıyla bezeli yamaçları ve Akdeniz'in derin maviliğiyle bu bölgeler, sadece bir tatil destinasyonu olmanın ötesinde, keşfedilmeyi bekleyen saklı bir cennet vaat ediyor. Burayı tam anlamıyla hissetmek, belki de günler, hatta haftalar gerektirir. Ancak biz, kısıtlı zamanımıza rağmen bu eşsiz coğrafyayı deneyimleme fırsatı bulduk.
Kaş'a ulaşım, İstanbul gibi büyük şehirlerden karayoluyla iki farklı rota üzerinden mümkün. Dilerseniz Ege kıyılarından Akdeniz'e doğru ilerleyerek İzmir, Bodrum, Marmaris ve Fethiye üzerinden batı-doğu rotasını izleyebilirsiniz. Alternatif olarak ise Isparta üzerinden güneye inerek doğu-batı rotasını takip edebilirsiniz. Havayoluyla gelmeyi tercih edenler için ise Antalya Havalimanı en uygun seçenek olacaktır. Havalimanından D-400 karayolu üzerinden yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla Kaş'a ulaşmak mümkün.
Kaş'ın kendine özgü lezzetlerini tatmak, tatil deneyiminin ayrılmaz bir parçası. Akşam saatlerinde vardığımız Kaş'ta ilk durağımız, yöresel lezzetlerden 'Kaş usulü Kiremit Köfte' oldu. Aydın'da tattığımız lezzeti aratmayan bu enfes köftelerle karnımızı doyurduk. Bu keyifli akşam yemeği sırasında, seyahatin yorgunluğunu üzerinden atmaya çalışan küçük misafirimiz ise bebek arabasında tatlı uykulara dalmıştı.
Konaklama seçenekleri açısından Kaş, her bütçeye ve zevke hitap ediyor. Beş yıldızlı lüks otellerden, butik pansiyonlara, hatta doğayla iç içe bir deneyim arayanlar için Çukurbağ Yarımadası'ndaki kamp alanlarına kadar geniş bir yelpaze sunuluyor. Özellikle yaz aylarında otellerin doluluk oranının yüksek olması sebebiyle, kampçılık özellikle Çukurbağ Yarımadası'nda harika bir alternatif oluşturuyor. Hatta birçok noktada ücretsiz kamp kurma imkanı da bulunuyor. Biz de o geceyi, Akdeniz'in sakin dalga sesleriyle bezeli Çukurbağ Yarımadası'ndaki kamp alanında, çadırımızda geçirdik. Sabahın ilk ışıklarıyla, martıların sesi eşliğinde uyandık. Küçük prensesimizin ilk uyanışı, 'Atta Kaaaş' sözleriyle Kaş'a olan sevgisini dile getirmesiyle taçlandı.
Sabah kahvaltımızın ardından yola koyulduğumuzda, ilk durağımız dünyaca ünlü Kaputaş Plajı oldu. Kaş'a yaklaşık 7 kilometre mesafede bulunan bu cennet köşesi, sadece birkaç yıl öncesine kadar oldukça mütevazı imkanlara sahipti. Ancak günümüzde bar ve kafelerin bulunduğu modern bir tesise dönüşmüş olması sevindirici. Kaputaş'a inerken sizi yaklaşık 200 basamaklı bir merdiven karşılıyor; aynı zorlukla geri döneceğinizi bilmek başta ürkütücü gelse de, plajın güzelliği tüm yorgunluğunuza değiyor. Denizin ve kumsalın tadını çıkardıktan sonra alacağınız buz gibi doğal kaynak suyu duşu ise unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bu yolun inşası sırasında hayatını kaybeden 50 işçinin anısı, yol kenarındaki tabelalarda yaşatılıyor.
Kaputaş Plajı, taşlık ve kumlu yapısıyla dikkat çekiyor. Denizin sıcaklığı oldukça ideal olsa da, dalgalı yapısı nedeniyle suyu zaman zaman bulanık olabiliyor. Bu eşsiz plajda konaklama imkanı bulunmuyor; en yakın konaklama seçenekleri ise 7 kilometre batıda yer alan Kalkan beldesinde mevcut. Kalkan, dört ve beş yıldızlı otellerin yanı sıra şirin butik pansiyonlarıyla da ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor.
Güneşin batışıyla Kaputaş'taki maceramızı noktalayıp Kalkan'a doğru yola çıktık. Yaklaşık 7-8 kilometrelik bir yolculuğun ardından Kalkan'ın merkezindeki dört yıldızlı otelimize yerleştik. Balkonumuzdan Kalkan'ın gece manzarasını seyretmek, adeta bir tabloyu izlemek gibiydi. Akşamın serinliği eşliğinde, 15 Temmuz anma törenlerini kısaca izledikten sonra, denize paralel uzanan renkli mekanların bulunduğu sokakları keşfe çıktık. Kireç badanalı, Bodrum evlerini andıran apart otellerin ve evlerin arasından geçerek, rengarenk merdivenlerle otelimize döndüğümüzde, Kalkan'daki ilk günümüzü tatlı bir yorgunlukla sonlandırdık.
Kalkan, ziyaret ettiğimiz sahil kasabaları arasında geceleri en serin havaya sahip olmasıyla öne çıkıyor. Ancak gündüzleri de bir o kadar sıcak olduğunu belirtmekte fayda var. Buna rağmen Antalya, sıcağına rağmen her zaman güzel anılar bırakmayı başarıyor. Kaputaş'ın ve otelimizin sunduğu konforun keyfini çıkarmak için Kalkan'da iki gece konaklama kararı aldık. Sabah erken saatte kalkıp havuz başında keyifli bir açık büfe kahvaltının ardından, otelin havuzunda serinleyerek güne zinde başladık.