Kamu kurumlarında uzun süredir süregelen bir belirsizlik, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (KDK) aldığı yeni bir kararla netlik kazandı. Mesai saatleri dışında zorunlu olarak katılım sağlanan eğitimlerin ne şekilde değerlendirileceği meselesi, KDK'nın Sağlık Bakanlığı'ndan bir çalışanın başvurusu üzerine verdiği görüşle yeni bir dönemece girdi. Başvuruyu inceleyen Kurum, çalışanlara ek bir karşılık ödenmeksizin bu tür eğitimlere mecbur bırakılmanın, anayasal güvencelerle çatışan bir “angarya” uygulaması anlamına gelebileceğini vurguladı. Bu tespit, kamu çalışanlarının dinlenme ve emeğinin karşılığını alma hakkını güvence altına alıyor.
KDK, kararının gerekçesini oluştururken, özellikle sağlık sektörünün yıpratıcı koşullarına dikkat çekti. Personelin yeterli dinlenme olanağı bulmadan görevini eksiksiz yerine getirmesinin güçlüğüne işaret eden Kurum, kamu hizmetinin aksamadan sürdürülmesi gibi gerekçelerin, çalışanların temel haklarını ihlal etmeye meşru zemin oluşturamayacağının altını çizdi. Buna göre, fazla mesaiye denk gelen bu tür eğitim sürelerinin, ya ek ödeme ile karşılanması ya da aynı yıl içinde izin olarak kullandırılması zorunlu hale geldi. İdarelerin takdir yetkisinin geniş olduğu kabul edilse de, bu yetkinin anayasal hakları aşacak şekilde kullanılamayacağı, KDK'nın yerleşik hukuk anlayışını bir kez daha teyit etti.
Bu tavsiye niteliğindeki karar, hukuki zeminini Anayasa'nın doğrudan hükümlerinden alıyor. KDK, mesai dışı eğitimlerin karşılıksız bırakılmasının, Anayasa'da açıkça yer alan 'angarya yasakları' ve 'emeğin adil karşılık bulması' ilkeleriyle bağdaşmadığını kesin bir dille belirtti. Bu içtihat niteliğindeki görüş, yalnız Sağlık Bakanlığı çalışanlarını değil, benzer uygulamalarla karşılaşan binlerce kamu personelini doğrudan ilgilendiriyor. Gelecekteki benzer hak ihlallerine karşı idarelere yol gösterici nitelikte olan bu karar, kamu emekçilerinin çalışma koşullarına dair önemli bir kazanım olarak kayıtlara geçti.