İranlı Diplomatın Ankara Vedası: Safahat ile Başlayan Bir Ömürlük Bağ

İranlı Diplomatın Ankara Vedası: Safahat ile Başlayan Bir Ömürlük Bağ

Diplomatik vedalar çoğu zaman soğuk birer protokol metni gibi geçiştirilse de, İran Kültür Müsteşarı Dr. Seyyid Kasım Nazımi’nin Ankara’dan ayrılışı, içine işlenmiş edebi bir tutkuyla farklılaştı. Nazımi, üç yılı geride bıraktığı Türkiye’deki görev süresinin sadece resmi bir atamadan ibaret olmadığını, aslında gençlik yıllarında Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ı ile başlayan bir aidiyet hikayesinin nihai durağı olduğunu itiraf etti.

Genç bir okur olarak başladığı bu yolculuk, ona Türk kültürünün derinliğini keşfetme şansı tanıdı. Şairin dizeleri arasında kurduğu bağ, yıllar içinde iki komşu ülke arasında kültürel bir köprü kurma arzusuyla harmanlandı. Nazımi, bu süreci diplomatik bir sorumluluktan ziyade, kadim değerleri onarma ve ortak mirası sahiplenme çabası olarak gördüğünü belirtti.

Ankara'daki mesaisini tamamlayan Nazımi, geride bıraktığı dostlukların ve paylaşılan tecrübelerin, iki millet arasındaki anlayışın temel taşı olduğunu vurguladı. Bir diplomat olmanın ötesinde, duygusal bir bağ kurduğu bu coğrafyadan ayrılırken, Safahat’ın dizelerinden süzülen o ortak ruhu yanında götürdüğünü hissettirdi.