İlber Ortaylı'dan Vefatından Sonra Yükselen Son Çığlık: Türkçemize Sahip Çıkın!

İlber Ortaylı'dan Vefatından Sonra Yükselen Son Çığlık: Türkçemize Sahip Çıkın!

Türkiye'nin entelektüel dehası, tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın vefatı, ardında derin bir boşluk bırakırken, son kamuoyu önüne çıkışındaki sözleri, adeta bir miras gibi yeniden gündeme geldi. Akademik kariyeri boyunca gençleri ilme, kültüre ve tarihe yönlendiren Ortaylı Hoca'nın son paneli, dilimiz Türkçe'ye dair çarpıcı bir uyarı niteliğindeydi. Bu sözler, onun aramızdan ayrılışının hemen ardından gün yüzüne çıkarak, mesajın ağırlığını daha da artırdı.

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) tarafından organize edilen sempozyumda kürsüye çıkan Ortaylı, her zamanki keskin zekâsı ve doğrudan üslubuyla dinleyicilere seslenmişti. O anlarda kimse, bu konuşmanın değerli hocanın son kamuoyu önüne çıkışı olacağını tahmin edemezdi. Ortaylı, bu platformda gençlerle buluşarak, onların geleceğe yön verecek nesiller olduğunu ve bu yolda en temel araçlarının ana dilleri olduğunu vurguladı. Konuşmasının ana eksenini oluşturan, “Türkçe’ye sahip çıkalım” çağrısı, o gün salonda yankı bulmakla kalmadı, vefatının ardından tüm Türkiye’ye yayılan bir uyarıya dönüştü.

Peki, İlber Ortaylı için Türkçe'ye sahip çıkmak ne anlama geliyordu? Bu sadece dilbilgisi kurallarına uymak ya da yabancı kelimelerden kaçınmak değildi. Onun gözünde dil, bir milletin hafızası, kültürel kimliğinin ve tarihsel derinliğinin taşıyıcısıydı. Ortaylı, gençlerin kendi dillerini doğru ve etkili kullanmalarının, hem düşünce dünyalarını zenginleştireceğini hem de geçmişle bağlarını güçlendireceğini sıkça dile getirirdi. Dilin yozlaşması, aynı zamanda düşüncenin sığlaşması ve kültürel erozyon anlamına geliyordu ki, Ortaylı bu duruma şiddetle karşı duruyordu.

Bu son mesaj, Ortaylı'nın ömrü boyunca savunduğu değerlerin bir özeti gibiydi. O, her fırsatta gençlerin okuması, araştırması ve kendi kültürlerine sahip çıkması gerektiğini vurgulayan bir aydındı. Dil, onun için yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda milli benliğin, bilginin ve gelecek vizyonunun temelini oluşturan bir yapı taşıydı. Bu nedenle, vefatının ardından ortaya çıkan bu sözler, sadece bir panel konuşması olmaktan öte, gelecek nesillere bırakılan önemli bir kültürel vasiyet olarak algılanmalıdır.

İlber Ortaylı'nın bu çağrısı, bugün her zamankinden daha fazla anlam taşıyor. Küreselleşmenin getirdiği kültürel etkileşimler ve dijitalleşmenin hızlandırdığı değişimler karşısında, ana dilimize sahip çıkmak, aslında kendi köklerimize tutunmak ve kimliğimizi korumak anlamına geliyor. Onun son sözleri, bir bilgenin son uyarıları olarak Türkiye'nin entelektüel gündemindeki yerini sağlamlaştırmış, gençlere yön veren kalıcı bir ilham kaynağı olmuştur.