Yunus Emre’nin İlahileri, bu kez sanatla başka bir hale bürünmüş. 30 Ocak akşamı Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde sahnelenen "Senfoni ile Yunus Emre İlahileri" projesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ve Şehir Tiyatroları’nın ortak girişimiyle dini şiirleri orkestralıktan kanun sesine kadar çoğalttı. İlk not, salondaki sessizliği bir anda bozan bir neyden yükseldi. Konserde dinleyiciye, Yunus Emre’nin "Herkes gidecek, ben gideceğim" gibi hikmetlerinin arka planda senfoni vuraklarıyla devamlı ritmi, etkileri kalıcı olacak bir biçimde sunuldu.
Başrollerde soprano Nurdan Küçükekmekçi, mezzo soprano Tuğçe Oğuzülgen, bas Özgür Savaş Gençtürk ve anlatıcı olarak Özlem Akdoğan öne çıkarken, Eray İnal’ın orkestrasyonları klasik müzikle İslam mistisizmini bir araya getirdi. Rejisör Murat Atak, sahne düzeniyle dinleyiciyi ziyarette bulunan bir ilahi mektuba sokarken, Şafak Özen’in metin düzenlemesi Yunus’un sözlerini daha modern diliyle yeniden doğurdu. Özellikle Süleyman Yardım’ın ney ve Özgür Şarman’ın kanun enstrümantasyonu, geleneksel Türk müziğinin ruhunun senfoniyi beslediğini gösterdi.
Konsere katılan sanatseverlerden bazıları, "Yunus Emre’nin derinliğiyle sanatın交融 (çakışması) çok etkileyiciydi" diye konuştu. Eskişehir’de ilk defa sahne alan bu konser, bir yandan Ramazan coşkusunu, bir yandan da kültürsel mirasın yeniden yorumlanmasını hedefledi. Etkinlik, Devrim Ö. Akın ve H. Tolga Tümer’in anlatımıyla Yunus’la diyaloga giren bir dinleyici kitlesine dönüştü. Son not düşerken, salondaki sessizlik, Yunus Emre’nin derinliklerini hâlâ sorgulayan bir nesli işaret etmişti.
Yunus Emre’nin İlahileri, bu kez sanatla başka bir hale bürünmüş. 30 Ocak akşamı Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde sahnelenen "Senfoni ile Yunus Emre İlahileri" projesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ve Şehir Tiyatroları’nın ortak girişimiyle dini şiirleri orkestralıktan kanun sesine kadar çoğalttı.İlk not, salondaki sessizliği bir anda bozan bir neyden yükseldi. Konserde dinleyiciye, Yunus Emre’nin "Herkes gidecek, ben gideceğim" gibi hikmetlerinin arka planda senfoni vuraklarıyla devamlı ritmi, etkileri kalıcı olacak bir biçimde sunuldu.
Başrollerde soprano Nurdan Küçükekmekçi, mezzo soprano Tuğçe Oğuzülgen, bas Özgür Savaş Gençtürk ve anlatıcı olarak Özlem Akdoğan öne çıkarken, Eray İnal’ın orkestrasyonları klasik müzikle İslam mistisizmini bir araya getirdi. Rejisör Murat Atak, sahne düzeniyle dinleyiciyi ziyarette bulunan bir ilahi mektuba sokarken, Şafak Özen’in metin düzenlemesi Yunus’un sözlerini daha modern diliyle yeniden doğurdu. Özellikle Süleyman Yardım’ın ney ve Özgür Şarman’ın kanun enstrümantasyonu, geleneksel Türk müziğinin ruhunun senfoniyi beslediğini gösterdi.
Konsere katılan sanatseverlerden bazıları, "Yunus Emre’nin derinliğiyle sanatın交融 (çakışması) çok etkileyiciydi" diye konuştu. Eskişehir’de ilk defa sahne alan bu konser, bir yandan Ramazan coşkusunu, bir yandan da kültürsel mirasın yeniden yorumlanmasını hedefledi. Etkinlik, Devrim Ö. Akın ve H. Tolga Tümer’in anlatımıyla Yunus’la diyaloga giren bir dinleyici kitlesine dönüştü. Son not düşerken, salondaki sessizlik, Yunus Emre’nin derinliklerini hâlâ sorgulayan bir nesli işaret etmişti.