Ekonomik zorlukların aşılmasında sıkça başvurulan bir yöntem olan varlık barışı, Türkiye'nin mali gündeminde yine ön sıralara yerleşti. AK Parti iktidarıyla birlikte adeta bir müessese haline gelen bu tür düzenlemeler, şimdi yeni bir evreye hazırlanıyor. 2008'den bu yana hayata geçirilen yaklaşık 40'a yakın benzer mekanizmanın 15'inin aynı siyasi iradenin döneminde gerçekleşmesi, bu uygulamanın geçici bir çözüm olmaktan çıkıp kalıcı bir tercih haline geldiğinin altını çiziyor.
Şu sıralar masalarda dolaşan en son varlık barışı teklifi, yurt dışında tutulan ya da resmi kayıtlarda yer almayan paraların Türkiye'ye getirilmesini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Ancak bu çekici vaat, beraberinde ciddi soru işaretlerini ve derin endişeleri de getiriyor. En başta gelen kaygı, böylesi düzenlemelerin gayrimeşru yollarla elde edilmiş servetlerin aklanmasına zemin hazırlayabileceği ve zaten önemli bir sorun olan kayıt dışı ekonomiyi daha da derinleştirebileceği yönünde. Dahası, vergilerini düzenli ve eksiksiz ödeyen vatandaşlar açısından, bu tür 'barış'ların bir haksızlık duygusu yarattığı da göz ardı edilemez bir gerçek. Ekonomistler, bu tür adımların vergi sistemine olan genel güveni sarsarak, uzun vadede ülkenin ekonomik sağlığına faydadan çok zarar verebileceği konusunda uyarıyor. Kısacası, bu durum, kayıt dışı servet sahipleri için bir nevi ödül gibi algılanıyor.
Endişelerin boyutu bununla da sınırlı kalmıyor. Varlık barışı gibi esneklikler, Türkiye'nin uluslararası finansal şeffaflık alanındaki imajını ve kara para aklamayla mücadeledeki kararlılığını ciddi şekilde zedeleyebilir. Mali Eylem Görev Gücü (FATF) gibi küresel denetleyici kurumların yakın merceğinde olan Türkiye için bu tür gevşek adımlar, ülkeyi gri listeye itme tehlikesini kapıda bekletiyor. Gri listeye dahil olmak, Türkiye'nin yabancı yatırımcılar nezdindeki cazibesini düşürmekle kalmayacak, aynı zamanda mevcut ekonomik ilişkilerde de öngörülemeyen pürüzler çıkararak ağır bir darbe vurabilir. Ülkenin küresel finans sistemindeki konumu ve itibarı açısından bu meselenin ne denli kritik bir öneme sahip olduğu ortadadır.