Bir Cihan İmparatorluğu’nun Şifreleri: Söğüt Gezi Rehberi

Bir Cihan İmparatorluğu’nun Şifreleri: Söğüt Gezi Rehberi

Tarih kitaplarında okuduğumuz o büyük imparatorluğun mütevazı başlangıç noktası Söğüt, bugün Bilecik’in sınırları içerisinde, adeta zamanın durduğu bir hafıza mekanı gibi ziyaretçilerini bekliyor. Üç kıtaya yayılan o devasa gücün, henüz beylik aşamasındayken soluk aldığı bu coğrafya, sadece bir yerleşim yeri değil, bir medeniyetin doğum belgesidir.

Bilecik’in güneybatısında yer alan ilçe, İstanbul'a yaklaşık 200, Ankara’ya ise 280 kilometre mesafede konumlanmış durumda. Ulaşım rotanız ister Eskişehir üzerinden ister Bursa-Bilecik hattından olsun, vardığınızda sizi karşılayacak olan şey, kalabalıktan uzak, tarihle iç içe geçmiş bir huzur olacak. Söğüt öyle devasa bir metropol değil; bir gününüzü ayırarak tüm tarihi dokuyu, sokakları ve anıtları sindirerek gezmeniz gayet mümkün.

İlçe merkezine girdiğinizde sizi 1999 yılında dikilen, Türk tarihinin 16 devletine ve Kurtuluş Savaşı’nın önemli dönüm noktalarına atıflar yapan Atatürk Anıtı karşılar. Hemen ardından gözünüz, 1919’da Kaymakam Sait Bey tarafından yaptırılan, Kütahya çinileriyle süslü o zarif çeşmeye takılacaktır. Söğüt’ün merkezinde yapacağınız kısa bir yürüyüş, aslında sizi Osmanlı’nın beylikten devlete evrildiği o kritik sürece doğru bir yolculuğa çıkarır.

Osmanlı’nın 'İkinci Kurucu'su kabul edilen Çelebi Mehmet’in adını taşıyan cami ve 'Kuyulu Mescit' olarak bilinen, Ertuğrul Gazi’nin çadırının hemen yanına yaptırdığı rivayet edilen o ilk eser, bölgenin manevi ağırlığını temsil ediyor. Özellikle II. Abdülhamit döneminin estetik dokusunu taşıyan Hamidiye Külliyesi ise, bir dönemin eğitim ve sosyal hayatına dair önemli ipuçları veriyor. İdadi binasının girişindeki orijinal Osmanlı arması, bugün Türkiye’de türünün nadir örneklerinden biri olarak tarihe meydan okuyor.

Son olarak Ertuğrul Gazi Türbesi’ne uğramadan Söğüt’ten ayrılmak, bir binanın temelini görmeden yapıyı anlamaya çalışmak gibidir. Türk Büyükleri Abidesi’ndeki büstler arasında yürürken, Metehan’dan Atatürk’e uzanan o köklü tarih bilinci, Eylül ayındaki şenliklerde düzenlenen geleneksel törenlerle bugün bile tazeliğini koruyor. Söğüt, sadece geçmişi hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bugünün modern Türkiye’sinin köklerini de ayağınızın altına seriyor.