Bursa'nın sakin limanı İznik, adını taşıyan gölün kıyısında zamana meydan okuyan bir masal anlatır. Dört büyük imparatorluğa, yani Bitinya'dan Bizans'a, Anadolu Selçuklu'dan Osmanlı'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada iz bırakmış bu topraklar, aynı zamanda Hristiyanlık tarihinin de önemli duraklarından ikisine ev sahipliği yapmıştır. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girmeyi başaran şehir, kendine has çinileri, dingin gölü, heybetli surları ve Bizans'tan Osmanlı'ya miras Ayasofya'sı ile Bursa'nın kültürel haritasındaki yerini sağlamlaştırmıştır.
Belki yolunuzun üstü değildir İznik, biraz uğraş gerektirir. Ancak bir kez rotanıza eklediğinizde, sizi tarihin, doğanın ve kültürün kucakladığı, keşfedilmeyi bekleyen bir hazineyle baş başa bırakır. Burası, sadece bir ilçe değil, binlerce yıllık hikayelerin fısıldadığı, her köşesi ayrı bir dönemin izlerini taşıyan yaşayan bir müzedir. Zeytinin, gölün ve tarihin iç içe geçtiği bu topraklarda, size unutulmaz bir deneyim vadediyor.
İznik denince akla ilk gelenlerden biri, şüphesiz kentin kalbinde yer alan Ayasofya'dır. Bizans'ın görkemli günlerinden Osmanlı'nın fethiyle yeni bir kimlik kazanan bu yapı, zamanın tanığı olarak dimdik ayakta duruyor. Surları, bazilikaları, antik tiyatrosu ve müzeleriyle İznik, adeta bir arkeoloji cennetidir. Her biri ayrı bir destan anlatan bu mekanlar, geçmişin sessiz çığlıklarını duymak isteyen gezginler için eşsiz bir davet niteliğindedir.
İznik Gölü, şehrin nefes alma noktasıdır. Tatlı suları, çevresindeki doğal yaşamı ve tarihi kalıntıları barındıran bu devasa ayna, gün batımında büyüleyici manzaralar sunar. Adını aldığı Antik Çağ'daki 'Askania' kimliğiyle de göl, sadece bir su kütlesi olmanın ötesinde, suyun çekilmesiyle ortaya çıkan antik bazilika gibi gizemli hazineleri barındırır. Göl kenarında yapacağınız bir yürüyüş, şehrin tarihine ve doğasına bir kez daha hayran kalmanızı sağlayacaktır.
İznik'in dünyaca bilinen bir diğer değeri ise meşhur çinileridir. 14. ve 15. yüzyıllarda altın çağını yaşayan bu sanat geleneği, günümüzde de usta ellerde yaşamaya devam ediyor. Turkuazın, firuzelerin ve yeşilin hakim olduğu bu rengarenk motifler, sadece duvarları değil, kentin ruhunu da süslüyor. Bursa'daki Yeşil Cami ve Yeşil Türbe gibi abidevi eserlerde karşımıza çıkan İznik çinilerinin kökleri işte bu topraklara dayanır. Renklerin ve desenlerin dilinden anlamak, İznik çini atölyelerini ziyaret etmekle mümkün.
Ankara'dan gelenler için de uygun güzergahlar mevcut. Toplu taşıma ile gelmek isteyenler için Bursa Otogarı'ndan sık seferler düzenleniyor. Kısacası, İznik'e ulaşım, yol üzerindeki manzaralarla da ayrı bir keyif sunuyor.
İznik'in tarihi, fethedercesine katmanlıdır. Antigonos'un M.Ö. 4. yüzyılda attığı temellerden, Lysimakhos'un eşi Nikaia'nın adını verdiği şehre, Roma'nın altın çağlarından Bizans'ın entrikalarına, Selçuklu'nun kısa süreli hakimiyetinden Osmanlı'nın ilk başkentlik günlerine kadar uzanır. Hristiyanlığın ilk ve son konsillerine ev sahipliği yapması, bu kadim şehre apayrı bir dini ve tarihi önem katar. Her dönemin izini taşıyan yapılar, şehrin kimliğini oluşturur.
İznik'te görülecekler listesi oldukça kabarık. Ayasofya (Orhan Camii) ile başlayıp, İznik Müzesi'nin tarihi dokusunu soluyarak, görkemli surları ve kapıları arşınlayabilirsiniz. Antik çağın izlerini taşıyan Roma Su Kemeri, su altı bazilikası ve tiyatrosu sizi zaman yolculuğuna çıkaracak. Çini fırınları kazı alanı, Kırgızlar Türbesi, camiler, türbeler ve hamamlar, İznik'in sadece bir Bizans şehri olmadığını, aynı zamanda Türk-İslam medeniyetinin de önemli bir merkezi olduğunu gözler önüne serer. Daha sakin anlar için Sansarak Kanyonu veya Keramet Kaplıcaları da rotanıza eklenebilir.
Özellikle Ayasofya (Orhan Camii), hem mimarisi hem de taşıdığı tarihle ziyaretçilerini büyüler. 787'de 7. Ekümenik Konsil'e ev sahipliği yapmış bu yapı, Bizans mimarisinin nadide örneklerindendir. Günümüzde hem ibadete açık olması hem de ziyaretçi kabul etmesi, ona farklı bir anlam katar. İçindeki mozaikler, fresk kalıntıları ve imparatorların taç giyme alanına dair ipuçları, tarihin sessiz tanıklarıdır.
İznik Müzesi ise, ilçe merkezinde yer alan Yenişehir Kapı yakınlarında, tarihi bir yapı içinde ziyaretçilerini ağırlıyor. Arkeolojik buluntuları ve yerel eserleri barındıran müze, bölgenin kültürel mirasını anlamak için önemli bir duraktır. Her ne kadar metin bu noktada kesilmiş olsa da, müzenin de İznik'in zengin tarihini yansıtan değerli parçaları barındırdığını tahmin etmek güç değil.