Türkiye ekonomisinde son dönemde hakim olan durgunluk havası, haziran ayı güven endeksleriyle birlikte yerini temkinli bir iyimserliğe bırakıyor.
TÜİK tarafından paylaşılan veriler, hizmet, perakende ve inşaat sektörlerinin uzun süredir beklediği moral dopingini aldığını kanıtlar nitelikte. Sektörel güvenin eş zamanlı olarak yükselişe geçmesi, piyasa oyuncularının önünü görme çabasında bir aşama kaydettiğini gösteriyor.
Her ne kadar yüksek enflasyon ve sıkı para politikalarının yarattığı maliyet baskısı işletmelerin omuzlarındaki yükü hafifletmese de, yöneticilerin gelecek dönem beklentilerindeki bu kıpırdanma, ticari faaliyetlerin yeniden ivme kazanacağı yönündeki umutları besliyor. İş dünyası, belirsizlik bulutlarını dağıtmak adına rotasını yaz aylarına çevirmiş görünüyor.
Peki, bu tablo reel piyasalara nasıl yansıyacak? Analistler, güven endekslerindeki bu yükselişin yatırım iştahını tetikleyebileceği görüşünde hemfikir. Ancak gerçek bir toparlanmadan bahsetmek için bu iyimser havanın sadece bir aylık bir parantez mi yoksa kalıcı bir trend mi olduğunu anlamak gerekiyor.
Şimdi herkes, temmuz ayında açıklanacak rakamların bu ivmeyi bir adım öteye taşıyıp taşımayacağını merakla bekliyor.