Türkiye, kadınların toplumsal hayattaki güvenlik algısını ve yaşam kalitesini mercek altına alan uluslararası araştırmada 106. basamakta kalarak ciddi bir uyarı mesajı verdi. 181 ülkenin incelendiği bu kapsamlı endeks, ülkemizin hem ekonomik hem de sosyal refah skalasında neden olması gereken yerin çok uzağında bulunduğunu acı bir dille teyit ediyor.
Rakamların ötesine geçtiğimizde karşılaştığımız tablo oldukça karmaşık. Kadınların iş gücüne katılımındaki engeller, karar alma mekanizmalarındaki sembolik temsil ve eğitim olanaklarına erişimdeki adaletsizlikler, Türkiye'nin puanını aşağı çeken temel etkenler arasında başı çekiyor. Avrupa standartlarıyla kıyaslandığında ortaya çıkan bu derin uçurum, sorunun sadece mevzuat değişikliğiyle değil, köklü bir toplumsal zihniyet dönüşümüyle aşılabileceğini kanıtlıyor.
Bir toplumun medeniyet iddiasını, kadınların gece sokakta yürürken veya evinde huzurla otururken duyduğu güven duygusundan daha iyi hiçbir kıstas ölçemez. Hakların kağıt üzerinde bırakılıp pratikte karşılık bulmadığı her sistem, kendi potansiyelini tüketmeye mahkumdur. Bu endeks, artık ertelenemez bir reform ihtiyacını haykırıyor; Türkiye, şiddeti hayatın her alanından silen ve eşitliği bir lütuf değil, tartışılmaz bir temel insan hakkı olarak gören somut eylem planlarına muhtaç.