Orta Doğu'dan yükselen barış sesleri, yatırımcıların aylardır süren temkinli duruşunu bozdu. ABD ile İran arasında varılan mutabakata dair gelen haberler, küresel piyasalarda adeta bir ralli etkisi yarattı. Bu olumlu hava Türkiye ekonomisine de doğrudan yansıdı; ülkenin risk primini temsil eden 5 yıllık CDS, 225 baz puana kadar inerek 26 Şubat tarihinden bu yana en düşük düzeyine geriledi.
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağı ve deniz ablukasının kalkacağı beklentisi, enerji arz güvenliğine dair endişeleri büyük oranda törpüledi. Bu durum sadece Borsa İstanbul'da değil, Avrupa ve ABD vadeli işlem piyasalarında da hızlı bir yükselişi tetikledi. BIST 100 endeksi güne yüzde 3'ü aşan bir yükselişle başlarken, özellikle bankacılık ve ulaştırma sektörü hisseleri yatırımcılardan gelen yoğun taleple dikkat çekti. Petrol fiyatlarındaki sert düşüş, enerji maliyetleri üzerinde baskı hisseden Avrupa piyasaları için de taze bir nefes kaynağı oldu.
Piyasalar şimdi gözünü merkez bankalarının atacağı adımlara çevirdi. ABD'de Kevin Warsh yönetimindeki Fed'in vereceği sinyaller ve içeride TCMB'nin faiz politikası, bu iyimser tablonun kalıcılığını belirleyecek kritik faktörler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, jeopolitik risklerin sönümlenmesiyle birlikte piyasaların artık temel makroekonomik hikayelere odaklanacağını, bunun da Türkiye'de faiz indirimi beklentilerini güçlendirebileceğini ifade ediyor.
Emtia piyasalarında ise tablo oldukça hareketli. Petrol fiyatları üzerindeki arz baskısının azalmasıyla Brent petrol varil fiyatı 82,1 dolara kadar inerken, değerli metaller ve bakır gibi sanayi metalleri yönünü yukarı çevirdi. Jeopolitik gerilimin tırmandığı dönemde rekor üzerine rekor kıran alüminyum fiyatları da arz endişelerinin azalmasıyla geri çekildi. Piyasa analistleri, son 3,5 aydır süregelen stresin yerini kısa vadeli bir rahatlama rallisine bıraktığı görüşünde birleşiyor.