Dijital dünyanın hızıyla devletin bürokratik işleyişi arasındaki makas açıldığında, ortaya izahı zor manzaralar çıkıyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Gülistan Doku soruşturması kapsamında 25 Ocak günü tutuklanarak cezaevine konulan Tuncay Sonel, demir parmaklıklar ardındaki günlerini geçiriyor. Ancak İçişleri Bakanlığı’nın veri tabanında durum hala ilk günkü gibi; Sonel, sistemde hala 'her yerde aranan' bir şüpheli olarak görünüyor.
Hukukçu Mahsuni Karaman, müvekkilinin demir parmaklıklar ardında olduğunu belgeleyerek bakanlık nezdinde gerekli adımları attı. Kayıtların gerçeği yansıtacak şekilde revize edilmesi için yapılan resmi başvurular, sistemin hantal işleyişine takılmış durumda. Bir hükümlü ya da tutuklu cezaevinin güvenli duvarları arasındayken, kamuoyuna açık bir listede neden hala 'aranıyor' ibaresiyle yer alır? Bu sorunun cevabı, birimler arasındaki kopuklukta gizli.
2019 yılından bu yana gizemini koruyan Gülistan Doku dosyası, adalet arayışının zorlu yollarından biri. Bu geniş çaplı soruşturmanın bir parçası olarak özgürlüğü kısıtlanan Sonel, sistemdeki bu tuhaflığın öznesi haline geldi. Avukatın ısrarlı uyarılarına rağmen dijital listede yapılan güncelleme eksikliği, kamu vicdanında 'bürokratik ihmal' algısını güçlendiriyor. Bakanlık, adli mercilerden gelen tutuklama kararlarını dijital verilerle eş zamanlı güncelleme konusunda neden bu kadar ağır davranıyor? Bu sorunun yanıtı, kurumlar arası koordinasyonun ne kadar sağlıklı işlediğine dair de önemli bir ipucu veriyor.