Sağlık dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor; Hazine ve Maliye Bakanlığı, yıllardır tartışılan o imtiyaza son noktayı koydu. Vakıf üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren hastanelerin bugüne dek faydalandığı Katma Değer Vergisi (KDV) muafiyeti, artık tarih oluyor. Yayınlanan yeni tebliğle birlikte, 1 Ocak 2027’den itibaren bu sağlık merkezleri de ticari rakipleriyle aynı vergi yükümlülüklerini üstlenecek.
Eğitim ve araştırma misyonuyla yola çıkan vakıf hastaneleri, uzun süre “ayrıcalıklı” bir mali statüde hizmet verdi. Ancak alınan bu radikal kararla, söz konusu kurumlar artık genel vergi mevzuatının kapsamına giriyor. İki yıl sürecek olan bu geçiş dönemi, üniversite yönetimlerini stratejik bir sınavla karşı karşıya bırakıyor; zira maliyet kalemlerinin yeniden hesaplanacağı zorlu bir süreç başlıyor.
Peki, bu düzenleme hasta cebine nasıl dokunacak? Sektör profesyonelleri, artan vergi yükünün hizmet bedellerine yansıyıp yansımayacağını tartışıyor. Devletin vergi tabanını genişletmek adına attığı bu adım, vakıf üniversiteleri için sadece bir vergi değişikliği değil; aynı zamanda operasyonel verimliliğin ön planda tutulacağı yeni bir mali disiplin çağının habercisi niteliğinde.